Yine Yeniden Asgari Ücret Sorunu

0

Asgari ücret: İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade etmektedir. Bu tanımlama Asgari Ücret Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Pekala bir ülkede yönetmeliklerle düzenlenen ve çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadar bir geliri garanti eden bu konu bir ülkede neden sorun olmaktadır ?

Tanımdan yola çıkıldığında söz konusu olan şeyin aslında asgari bir ücretten çok insanca yaşanılacak bir ücret olduğu aşikârdır. Anayasasında “sosyal devlet” yazan bir ülkede çalışanların bu seviyede bir gelire kavuşmaları için devletin azami gayreti göstermesi beklenir. Fakat bizde konunun her seferinde bir sorun olarak gündeme gelmesi, ilk olarak devletin bu görevini tam olarak yerine getirememesinden kaynaklanmaktadır. Sorun geneldir ve tüm işgücü piyasalarında, çalışma hayatında ortaya çıkan aksaklıkların, sıkıntıların bir yansımasıdır.

İkinci olarak ülkemizde asgari ücret, hatta onun altında ve biraz üstünde çalışanların toplam çalışanlar arasındaki yüzdesi büyüktür. Oysa gelişmiş ülkelerde asgari ücretle çalışanların toplam çalışanlar içerisindeki oranı çok düşüktür. Bilindiği gibi Türkiye’de ücret, maaş ve yevmiye ile çalışanların toplamı 19 milyon 536 bin civarındadır. Ücretle çalışanların yüzde 17’si yaklaşık 3,3 milyon çalışan asgari ücretin altında bir ücretle çalışmaktadır; Asgari ücretin yarısından daha az ücretle çalışanlar ise 1 milyona yakındır. Asgari ücret ve altında bir ücretle yaşamını sürdürmek zorunda olan işçilerin sayısı ise 7,5 milyon (işçi ve memurların yüzde 38,3’ü) civarındadır.

Diğer taraftan makroekonomik sorunlar asgari ücrette yaşanacak cüz’i artışları bertaraf etmektedir. Türkiye’de uzun zamandır bu böyledir; Ancak şimdi artan pahalılık, dolar kuru ve enflasyon artışı konuyu daha vahim hale getirmiştir. Mevcut durumda asgari ücret 4 kişilik bir aile için açlık sınırının dahi altındadır. Bu durumda asgari ücrette yapılacak artış veya artışlar otomatik olarak ekonomide yaşanan sorunlar nedeniyle elimine olacaktır.

Üçüncü olarak şu an itibariyle asgari ücret (2825 TL) mevcut ekonomik koşullara göre çok düşük kalmış ve belirlendiği günden bugüne çok değer kaybetmiştir. Sendikalaşma oranlarının çok düşük olduğu ülkemizde işçiler adeta bir yaşam savaşı vermektedir. Ancak yeteri kadar örgütlenememiş çalışanların bu savaşta eli güçlü olmayacaktır.

Dördüncü olarak Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı işçiler aleyhine bir durum ortaya koymaktadır. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 39. Maddesi ve devamında bu komisyonun 5 devlet, 5 işveren ve 5 işçi sendikasından temsilciler tarafından oluşturulacağı öngörülmektedir. Halbuki herkesin bildiği üzere devleti temsil eden iktidar temsilcileri genellikle işverenlerle, yani patronlarla aynı doğrultuda hareket etmektedir.

Beşinci olarak İş Kanunu’nun 39. Maddede belirttiği hususlarda evli-bekar işçi ayrımı bulunmamaktadır. Söz konusu madde işçinin ekonomik ve sosyal durumundan söz etmekte ancak bekar bir işçi ile evli bir işçinin sorumluluklarından söz etmemektedir. Evli çalışan için hayat çok daha zordur ve varsa çocukların masrafları, artan mutfak masrafları, elektrik-doğalgaz ödemeleri gibi pek çok kısıtlayıcı faktör bulunmaktadır.

Altıncı olarak işveren açısından asgari ücret üzerinden yüksek oranlarda vergi alınmaktadır. 2825 TL’lik asgari ücretin işverene maliyeti 4000 TL’yi bulmaktadır. Bu durumda vergi ve kesintiler azaltılmadan asgari ücrette tatmin edici bir artış elde etmek mümkün görünmemektedir.

Son olarak ülkemizde beş milyonu aşan bir sığınmacı bulunmaktadır ve artık bunların büyük bir bölümü de çalışacak durumdadır. Devlet bunları yeteri kadar denetleyemezken ve bu insanlar çok daha düşük ücretlerde çalışmaya razı iken ülke genelinde sağlıklı, adil, etkin bir asgari ücret politikası uygulama şansı da azalmaktadır.

Müteahhitlere milyarca lirayı akıtmaktan çekinmeyen hükümetin asgari ücret konusunda da ciddi bir artış yapılmasına katkı sağlaması, işverenlere zor ekonomik koşullarda bu tür ödemelerde daha çok destek olması gerekmektedir. Ayrıca asgari ücret sadece enflasyon rakamlarına göre değil, geçim şartları ve dünyaya örnek olarak gösterilen ekonomik büyüme oranlarına göre belirlenmelidir.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL

CEVAP VER

Yorumunuz girin
Lütfen adınızı buraya yazın