Zorlu Kış Kapıda

0

Sonbaharı bitirip kış aylarına doğru hızla giderken memleketimizdeki ekonomik manzaraları çok iç ısıtıcı görünmüyor. Öyle ki bu hal iç ısıtmanın ötesinde evde barınma, ısınma ve sağlıklı beslenmeyle ilgili de ciddi sorunlara işaret ediyor. Hükümet bu sefer zincir marketlerle “gıda komiteleri” kurarak uğraşadursun piyasanın hali hiç iyi görünmüyor.

Zorlu kışın birinci işareti halen devam eden ve devam etmesi muhtemel zam yağmurları. 2021’in başında 2 bin 825 TL olarak belirlenen asgari ücret üzerinden başlarsak ücret ve gelirlerin bu zamlar karşısında hızla gerilemeye devam edeceğini öngörebiliriz. Türk-İş’in son araştırmasında Eylül’de 4 kişilik ailenin açlık sınırı asgari ücretin üzerine çıkarak 3 bin 49 TL oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen “yoksulluk sınırı” ise 9 bin 931 lira 59 kuruş oldu. Ve Türkiye’de çalışanların % 55’i asgari ücret alıyor.

İkinci işaret ucuz konut sıkıntısı. Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde hem satış hem kiralama bedellerinde büyük ve fahiş artışlar var. Pandemi öncesinde 350 bin TL-400 bin TL civarındaki evler şimdi 750 bin TL-800 bin TL seviyelerinde. Konut sahibi olmak da zorlaştı, kiracı olmak da zorlaştı. Üniversite öğrencileri için yurt bulmak, kiralık ev bulmak ise çok zorlaştı.

Üçüncü işaret elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki olası artışlar. Avrupa’daki enerji krizini hesaba kattığımızda Türkiye’de elektrikte ve doğalgazda, geçmişteki yüksek zam oranları yetmiyormuş gibi yeniden yüksek zamlar söz konusu olabilir. Yapılan tahminlerde elektrik faturasının en az 30 TL artacağı hesaplanıyor. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre gelecek ay doğalgaza % 15, elektriğe ise % 8,5 arasında zam yapılacak.

Dördüncü işaret gıda fiyatlarındaki artış. Halihazırda tüketici fiyatları (TÜFE) resmi olarak % 20’lere dayanmış durumda ancak sokaktaki, pazardaki ve marketlerdeki enflasyon çok daha yüksek. Tarımsal üretimin en yüksek olduğu dönemde dahi ülkemizde fiyatlar düşmüyorsa artık sorun kronik bir hal almış demektir ve giderek geri dönüşü olmayan bir yola giriliyor demektir. Çünkü tarımda yüksek oranlardaki (yaklaşık % 60) girdi bağımlılığı, yanlış tarım politikaları meseleyi bu aşamaya getirdi ve buradan çıkış yönünde bir umut yok gibi. Ülke bitiyor ama hükümetin inşaat, rant, arsa, ihale, yap işlet devret sevdası bitmek bilmiyor. Üstelik bütün bunlar olurken dünyada kuraklık yaşanıyor, Covid-19 salgınının yarattığı tahribat artarak devam ediyor. Dolayısıyla gıda kıtlığı kapıda beklerken kapı dışında yüksek fiyat artışları  özellikle dar gelirliyi, emekçiyi, çiftçiyi, esnafı tehdit etmeye namzet görünüyor.

Daha önceki yazılarda belirttiğimiz ve şimdi seçim kazanmak uğruna yeniden başlatılan faiz indirimleri ve bu kumarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikeler de beşinci işaret olarak karşımızda bizi bekliyor. İlerleyen dönemlerde bol keseden dağıtılan ama sonuçta adı borç olan kredilerin geri dönüşlerinde büyük sorunlar yaşanacak. Son bilgilere göre bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı icradaki dosya sayıları bir önceki yıla göre % 82 artmış durumda. Vatandaşın bankalara, finansman şirketlerine, TOKİ vb. kurumlara olan borcu ise 1 trilyon 4 milyar TL.

Bu ön bilgiler 2021 yılının son ayları ile 2022’nin başlangıç ayları arasında milletin hem geçim hem sağlık ve huzur bağlamında zorlu ve sıkıntılı bir tünelin içerisine girmekte olduğunu, herkesin ayağını yorganına göre uzatmak zorunda kalacağını gösteriyor.

Prof. Dr. Hüseyin M. YÜCEOL

CEVAP VER

Yorumunuz girin
Please enter your name here